11 Şubat 2010 Perşembe
Ünlü Eserler Yolda!
İstanbul'un sanat dünyasındaki canlılık hız kesmeden devam ediyor: Portakal Sanat ve Kültür Evi sanatseverlere dünyaca ünlü 28 ressamın 36 eserini getiyor! Kimler var derseniz: Fernand Leger, Salvador Dali, Kees Van Dongen, Maurice de Vlaminck, Pablo Picasso, Henri Martin, Joan Miro, Auguste Rodin, Alfred Sisley, Claude Monet... Ayrıca serginin en önemli özelliğinden 1ide eserlerin satışa çıkacak olması! Aman dikkat şimdiden almak için sıraya girmek zorunda kalabilirsiniz!
!F İSTANBUL BAŞLADI!
İstanbul'un soğuk Şubat Günleri'ne sıcaklık katan !F İstanbul Bağımsız Film festivali dün gece ki gala film gösterimi ile başladı. Sonrasında ki partiyse İstanbul ünlü mekanı ''İstanbul 360'' da gerçekleştirildi. Kalabalık 1 topluluk vardı ama coşku sönüktü diyebilirim. Kulağıma gelen son haberlere göre film festivali boyunca ''common partiler'' in yanı sıra ''very private, VIP'' partilerde olacakmış. Bakalım neler olacak!
9 Şubat 2010 Salı
Townley Discobolus İstanbul'a Geliyor!
Roma döneminin en önemli eserlerinden 1i olan ''Disk Atan Atlet/Townley Discobolus'' The British Museum koleksiyonundan İstanbul Arkeolojisi Müzesinde sergilenmek üzere getirildi. Eser 12 Şubat itibari ile Arkeolojisi Müzesinde ziyaret edilebilir. Kaçırmamak gerek!
1 metre mesafeden neler yapılabilir? AMAN HA YAKLAŞMAYIN!
Malümunuz üzre geçen hafta TBMM son zamanların en büyük ve en şiddetli kavgasına sahne oldu. Meclis 1den gerildi ve yumruklar, tekmeler demokrasinin beşiği olan TBMM de sevgili demokrat vekillerimiz tarafından gözler önüne serildi. İzlemeye değer mi değmez mi bilemiyorum. Ama bugün bu olay başka boyutlara doğru ilerledi ve MHP Genel Başkan'ı Bahçeli grup konuşmasında AKP'lilere yönelik: ''Buradan bütün Meclis’e sesleniyorum, MHP’nin sıralarına 1 metre yaklaşan, bundan sonra ne olacağını görecektir" dedi. Benimde merakım cezbedildi: Acaba 1 metreden neler yapılabilir? Hafazan-Allah uzak durmak gerek eğer meclise yolunuz düşerse!
HAİTİ İÇİN!
Bugünlerde İstanbul'da mükemmel 1 proje hayata geçiyor Haiti için: Haiti Kahramları! Bu proje ise şöyle: İstanbul'un güzel restaurantlarında yemek yiyeceksiniz ve ödediğiniz hesabın belli 1 kısmı Haiti için yardıma gidecek. Fazla ödeme yok, fazla hesap vermek yok! Sadece haftanın seçilmiş gününde o restauranta gitmek ve yemeğinizi yemeniz!
Daha fazla bilgi için:
http://www.facebook.com/pages/Haiti-Kahramanlari/283202589692?ref=ts
Daha fazla bilgi için:
http://www.facebook.com/pages/Haiti-Kahramanlari/283202589692?ref=ts
2 Şubat 2010 Salı
İdeolojik Olmak Suç mudur? Suçlama mıdır Başbakan?
Başbakan Erdoğan'ın iktidara geldiği günden beri devam eden söylemlerinden 1i de ''Bunlar ideolojik yaklaşıyorlar, ideojileri bozuk, değişimden ve demokrasiden yana değil statükoyu savunuyorlar'' olmuştu. Bu söylemini en son bugün grup toplatısında üstü kapalı olarak TEKEL İşcileri'ne karşı yönelten Başbakan: ''Bunlar istemezükçüler, olayı ajite ediyorlar'' diyerek devam ettirdi. Her gün 20 kez demokrasiden ve demokratlıktan dem vuran Erdoğan, sendikal haklarını kullanan ve eylem yapan işcilere karşı bunları söyledi. Geçen günde bakkal esnaflara karşı: ''Dünyaya ayak uydurmanız gerek, dünya değişiyor, onlarında değişmeleri gerek'' diyerek çıkışmıştı. CHP lideri Baykal'a ise söylemini hepimiz biliyoruz: ''Bunlar ideolojiktir, ideoloji ile yaklaşıyorlar, CHP zihniyeti ideolojiktir, değişimden yana değildir.'' Bu listeye MHP'yi, atamalarını bekleyen binlerce öğretmeni, Sosyal Güvenlik Yasası'na karşı çıkan eczacıları, Tam Gün Yasası'na karşı çıkan doktorları, tarımda çalışan ve haklarını kaybetmiş yaklaşık 2milyon tarım işcisini, çay üreticilerini, fındık üreticilerini, Kürt açılımını eleştirenleri ve daha sayamadığım onlarca grubu katabiliriz. ''Bunlar İdeolojiktir'' suçmalama politikası zannedersem Adnan Menderes'ten bu güne kadar sağ söylem ve zihniyetinin dillerine pelesenk ettikleri eskimiş ve paslanmış 1 suçlamadır. Bu suçlama ile Başbakan insanlara nasıl 1 mesaj vermek istemektedir? ''İdeolojik söylemelere kulak asmayın, bunlar kötüdür!!!'' olabilir mi? Veya ideolojinin bu topraklarda sol zihniyet ile algılana gelişine 1 çağrı da mevcut mudur? Bu söylemin sahibi Başbakan; İmam Hatip kökenli, İslami bi geçmişe sahip, Sudan'da binlerce insanı soykırıma tabi tutmuş Ömer El-Beşir'e ''Müslüman soykırım yapmaz'' diyerek korumuş 1inin yapması da ayrıca dikkat-e şayandır. Başbakan'ın artık kendi söylem ideolojisinden kurtulup, değişime ve demokrasiye kulak vermesinin zamanı geldi de geçiyor bile!
31 Ocak 2010 Pazar
Brunch: Pazar Günü Yapılabilen En İyi Aktivite
Bugünün pazar olması ve sinemalarda da güzel 1 film bulamadığımız için arkadaşlarla beraber brunch yapmaya karar verdik. Mekanımız Ortaköy The House Cafe'nin üst katı: ''dancing and dancing''. Son zamanların en değişik ve sıra dışı mekanı, gözde mekanlarımızdan Nu Pera LilBitz'in başarılı şefi Max'ın pazar günlerine keyif katmak için organize ettiği a late brunchdaydık. Mekanın ve manzaranın eşliğinde çok başarılı spanish eggs, breakfast table for 2 ile donatılmış masamız akşam saatlerine kadar sürdü. Pazar günü için mükemmel 1 mekan. Ayrıca LilBitz hakkında Hürriyet Pazar'da Arman Kırım'ın (http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13640332.asp?yazarid=123&gid=61) yazısını okuduktan sonra LilBitz'in müdavimlerinden olacağınızı ve LilBruch'ın kesintisiz müşterisi olacağınızı da şimdiden söylemek isterim. En kısa zamanda denemeyenler denesinler, duymayanlara duyursun ! !
30 Ocak 2010 Cumartesi
Ömer Uluç'a Veda!
Öğlen saatlerinde hüzün dolu anlara tanıklık ettik çok sevgili arkadaşım DM ile. Erken gittiğimiz törenden gözlemlerim Ömer Bey'in gerçekten çok çok sevildiği ve her kesimin sayıgısını kazandığıydı. Koca ressamın cenazesinde sevenleri, Kültür Bakanı, Sezen Aksu, Bülent ve Oya Eczacıbaşı, Kadir İnanır, Tuncer Kurtiz gibi simalarda Ömer Bey'i son yolculuğunda yalnız bırakmayanlardı. Neşeli İnsan ışıklar içinde uyu!
Altogether Elsewhere in RODEO Art Gallery
Dün insanların haberi olmadan, sessiz sedasız sergi açılışı gerçekleşti Tophane'de ki Rodeo'da. Sahibinin stratejik bir yolu mudur bilemiyorum ama kimsenin/kimselerin Rodeo'da ki açılışlardan, kapanışlardan, işlerinden, fuarlara katılımından zerre kadar haberi olmuyor. Bu işler ile içli dışlı olanlar bilirler; sergi açılışları genelde kalabalık olur ve insanlar tarafından duyulur. Ama iş Rodeo'ya gelince tamamen tersi kelimeleri kullanabilmek mümkün. Dünde Altogether Elsewhere karma serginin açılışı vardı. İlk kez Ekim 2009 yılında gerçekleşmiş sergi Zoo Art Fair'da. Artık İstanbullu sanatseverler 2. kez yoğun istek üzerine! tekrardan vücut bulmuş al benisi olmayan sergiyi boş vakitlerinde göz ucuyla ziyaret edebilirler.
29 Ocak 2010 Cuma
TAL(İBAN)
Siyaset üzerine bi şeyler yazmanın zamanı geldi diye düşünüyorum artık. 11 Eylül Saldırılarının hemen ardından yüksek demokrasi ve özgürlük abidesi ABD, Afganistan'da hüküm süren Taliban'a karşı 1 savaş başlatmıştı. Bu savaş kısa sürede kazanılmıştı. Savaşın hemen ardından Afganistan'a halen Devlet Başkan'ı olan Hamid Karzai atanmış, demokrasi çığlıkları kulaklarımız da çın çın çın etmiş, çok uluslu NATO kuvvetleri Afganistan'a barışı kollama ve koruma adına yollanmış ve TBMM Eski Başkanı, Dışişleri Eski Bakanımız ve Bilderberg Toplantılarının katılımcıları arasında bulunan Hikmet Çetin NATO'nun Afganistan Kıdemli Temsilcisi yapılmıştı. Herşey istenildiği gibi yolunda giderken geçen sene itibariyle Taliban'ın saldırıları hız kazandı ve Taliban Pakistan'ın Swat Bölgesi ve Afganistan'ın güneyinde kontrolü TAMAMEN eline geçirdi. Geçen hafta İstanbul'da Afganistan'a komşu ülkeler zirvesi yapıldı ve barışın nasıl sağlanacağı hakkında fikir yürütüldü. Bugünler de ise Afganistan ve Afganistan'ın geleceği hakkında yine 1 toplantı Londra'da dünyanın özgür ve demokratik devletleri tarafından gerçekleştiriliyor. Ve bu toplantı da çıkan sonuç ne biliyor musunuz? Taliban yöneticileriyle anlaşma sağlanması ve Afganistan Halk Meclisine seçilmeleri yönünde ki engellerin kaldırılması!... Bu nasıl 1 dünya düzenidir ki 1 ülkenin kaderi Londra'da, İstanbul'da, Wash. DC'de şekilleniyor? Hala yenemedikleri ve her geçen gün gücü ve destek alanı artan Taliban'ı ve Afganistan halkını bu şekilde şekillendiremeyecekleri anlamadılar? Eylül 2001'den beri savaştan bu yana gelinen nokta bu işte.. 8 yılda ölen binlerce insan ve Taliban'la masaya oturmak.. Ne gerek vardı bütün bunlara? Ve toplantıdan çıkan 1 diğer sonuç ise Taliban ve aşiretlere milyon dolarlara varan para destekleri sağlanacakmış. Biliyorsunuz ülkemizde de artık IBAN diye anılan International Bank Account Number para transferlerinde mecburen kullanılıyor. Tesadüf mü desem tevafukku mu desem bilemedim amma velakin TAL-İBAN'ın sonu IBAN numaralarıyla!
Stockholm GREEN Capital!...
Malümatınız olduğu üzere gözümüzün içine soka soka İstanbul Avrupa'nın Kültür Başkentlerinden 1i seçildi diğer küçük avrupa şehirleriyle birlikte (zannedersem kültür başkentleri hep küçük şehirlerden seçiliyor İstanbul'un neresi küçükse!) Bugünler de Avrupalı cardeshlerimiz dünyanın her yeri güllük gülistanlık olduğundan kalkmışlar yememişler içmemiş benim de yakından tanıdığım Stockholm'ü EUROPEAN GREEN CAPITAL seçmişler. E ne diyelim artık dünyaya, dünya barışına, insanlara, vatana, millete hayırlı olsun, hayırlara vesile olsun! Dünya artık 1 tane daha niteleme sıfatına haiz başkent kazandı!
28 Ocak 2010 Perşembe
Gözde İlkin: lütfen pisti boşaltınız!
Havaların güzel gitmesini fırsat bilip özel randevu ile bugün artSümer'i ziyaret ettim. Gözde İlkin'in kendine özgü yorumu ile yaptığı muhteşem eserleri de görme fırsatı yakaladım. Serginin ziyaret edilebilitesi yüksek. Zaten İstanbul'da ki sayılı galerilerden 1i artSümer. Bu bağlamda en kısa zamanda görülmesi gerekli sergiler listesinde yerini almalı Gözde İlkin. 27 Şubat 2010'a kadar ziyarete açık kalacak sergi perşembe ve cumartesi günleri arasında ziyaret edebilirsiniz!
Bir Ölüm
Sabah saatlerinde öğrendik ki Sevgili Ömer Uluç vefat etmiş. Amerikan Hastanesin'de uzun süredir tedavi görüyordu Ömer Bey. Artık sol eliyle yaptığı resimlere yenileri gelmeyecek. Zeki ve iyi 1 insandı.. Ne yapalım Hak emr-i vak-i olunca elden ne gelir, ne 1 nefes ileri, ne 1 nefes geri!
26 Ocak 2010 Salı
İstanbul, Sanat Adına Yeni Oluşumlara Gebe
İstanbul'un yükselen trend şehirler arasına girmesiyle göze çarpar 1 şekilde sanat dünyasının da hızlı gelişimelerine tanıklık ediyoruz. İstanbul'da açılan galerilerle beraber türkiyeli/türk genç, çağdaş sanatçılara da ilgi artıyor ve genç sanatçılar kendilerini gösteriyorlar. Ekonomik gelişmeyle birlikte türkiyeli/türk koleksiyonerlerin de yatırım ve ilgi alanlarının artması da bunda tabi ki etkili 1 nokta. Aristokrasi ve burjuva geleneğinin olmadığı bu topraklarda Eczacıbaşı ailesinin kültür ve sanat alanında yıllardır değişmeyen üstünlüğü zannedersem son yıllarda paylaşımda. Ardı sıra açılan özel koleksiyon sergileri, müzeler, sanat vakıfları ve dernekleri, kültür sanat evleri bunlara 1er örnek. Ayrıca sanatında iyi 1 yatırım aracı olarak görülmesi bunda çok etkili. Ekonomi-Piyasa-Yatırım ve Getiri işin içine girdiğinde karşımıza aşağı-yukarı şu rakamlarla beraber şu sonuçlar çıkıyor:
1) Resim piyasasını takip eden büyük alıcılar (sanat dünyasını manipüle edebilecek) 200-250 kişi iken toplam takip eden büyük-küçük alıcı sayısı 25-30bin dolaylarında.
2) Contemporary İstanbul'a 2009 yılında 73 galeri katıldı. Her geçen gün artan galeri sayısıyla birlikte 2010 yılında 100 ün üzerinde galerinin katılması bekleniyor ve bu demek oluyor ki alıcı sayısı da bir o kadar artacak. ( Hoş Berlin'de 600'e yakın galeri var, o da ayrı 1 yazı konusu: Galeri Çöplüğü )
3) 2009 yılında 2bin'e yakın eserin hemen hemen büyük bölümünün satılmış olması.
4) Türkiye'de ciddi yatırım alanı olarak sanatın seçilmesi Turgut Özal'lı yıllara dayanıyor ama yine Türkiye'de bu alan çok çok yeni ve bakir. Son zamanlarda faizlerin düşmesi ile birlikte sanat alanının iyi getirisi göz önüne alınarak ''sanat yatırımları'' hızlandı.
5) Sanatçıların değerinin çok hızlı olarak artması. Örneğin Burhan Doğançay resimleri 2002-2003 yıllarında 60-70 bin dolar iken şimdilerde 1milyon dolara alıcı bulabiliyor. Bunun yanı sıra Güngör Taner, Mehmet Güleryüz, Ömer Uluç, Ferruh Başağa, Bedri Baykam gibi türk sanatçılarının da primi yüksek.
6) Yurtdışındaki ünlü türkiyeli/türk sanatçıların artık Türkiye'de de tanınmaya başlaması ve türkiyeli/türk sanatçıların yurtdışında tanınması ile birlikte Türk Resim Piyasası'nın dünyaya açılması ve değer artışı.
7) Dünyanın önde gelen müzayede şirketlerinin artık İstanbul'a ve türkiyeli/türk sanatçılara yönelmesi ve değer biçmesi. Örneğin geçen yıl Sotheby's in Dalya İslam koordinatörlüğünde Contemporary Turkish Art'ı düzenlemesi ve büyük ilgi toplaması.
8) Genç ve gelecek potansiyeli yüksek sanatçıların da artık yavaş yavaş galericiler tarafından keşfediliyor olması ve desteklenmesi.
Bu liste şüphesiz uzatılabilinir. Ancak yeterli olduğu düşüncesindeyim. 2010 yılına dikkat etmek gerek: Yükselen Bir Ülke, Yükselen Bir Pazar ve Yükselen Bir Resim Piyasası. Bunlardan dolayı İstanbul'da artık karşımıza yeni yeni oluşumlar, yeni yeni siteler, yeni yeni insanlar karşımıza çıkacak ve bu işin göbeği İstiklal Caddesi-Tünel-Galata hattı olacak. Eee tabi bütün haberlerde önceden kimseler duymadan burda olacak! Stay in touch! Cheeers!
Leyla Gediz Konu: Serbest
Açılış günü gitmediğim ancak yemeğini (onurlandırdığım!) Konu: Serbest sergisini bugün ziyaret etme şansı buldum. Leyla Gediz'in gördüğüm en iyi, en güzel, en içerikli sergisi diyebilirim. Eserlerde ki temalar çocukluğunun izlerini taşıyor. Zaten sergi davetiyesinde dediği gibi: ''İlkokul resim derslerinden hatırladığı bir ödevden hareketle Gediz, ilk sergisinden bu yana araştırdığı; ‘İnsanın insana getirdiği kısıtlamalar çerçevesinde kendimize bir serbestlik alanı yaratabilir miyiz?’ sorusuna, bugüne dek en olumlu yanıtlarını umut, hayal ve mizah taşıyan eserler ile veriyor.'' Sergide toplam 19 eser var ve büyük bölümü ünlü simalar/koleksiyonerler tarafından daha sergi açılmadan alınmış, koleksiyonlara girmiş bile! Leyla Gediz adına çok sevindirici 1 durum. Sergi salonunda kulağınıza mükemmel piyono dinletileri geliyor: The Performance (multimedia heykel) 2010, Leyla Gediz'in arkadaşı Prof. Eser Bilgeman tarafından icra ediliyor ve müzeler için kaçırılmaması gereken bir çalışma olarak alıcısını bekliyor. Eğer güzel eserler, güzel çalışmalar görmek istiyorsanız en kısa zamanda GS Galerist'e uğramalısınız, bizden söylemesi!
23 Ocak 2010 Cumartesi
Kırılım'ın Açılışından...
Irmak Canevi'nin Apartman Projesi kapsamında ki çalışması dün kalabalık 1 sanat sever topluluğunun katılımı ile gerçekleşti. Havanın soğukluğu katılımı etkilememiş olması Irmak Canevi'nin gelecek vaad eden genç 1 sanatçı olduğunu gözler önüne serdi. Enstaslasyon çalışmasının karmaşıklığına karşın sorulara her zaman ki gülümsemesi ile: ''Sadece eğlenin ve keyfinize bakın'' diyerek karşılık veriyor. Gecede tanınmış simalara rastlamak mümkündü. Aslı Sümer, Mehmet Öngüt, Cem Kozlu gibi sanat dünyasına yakın kişilerde sergiyi büyük 1 keyifle ziyaret edenler arasındaydı. Muhakkak görülmesi gerekenler listesine eklemeyi unutmayın!
Hülya Avşar ve 10 Kadının Akıl Edip Soramadığı sorunun cevabı: MEGATRON!
Saatlerce Hülya Avşar soru sordu, 10 Kadın toplandı soru sordular Haluk Akakçe (Bay HA), ancak kimse sormadı köpeğinin adını: MEGATRON!
Ayrıca kadın koruması Bay HA'yı kendisinden koruyormuş çünkü Bay HA ''hafif içkili!''pardon? olduğunda hayır demesini bilmiyormuş. Kendileri tedaviye gideceklerini de açıkladılar. Biz şimdiden geçmiş olsun dileklerimizi yolluyoruz Sevgili Bay HA'ya.
Ayrıca kadın koruması Bay HA'yı kendisinden koruyormuş çünkü Bay HA ''hafif içkili!''pardon? olduğunda hayır demesini bilmiyormuş. Kendileri tedaviye gideceklerini de açıkladılar. Biz şimdiden geçmiş olsun dileklerimizi yolluyoruz Sevgili Bay HA'ya.
22 Ocak 2010 Cuma
Irmak Canevi: KIRILIM / REFRACTION
İstanbul sanat dünyası artık isminden söz ettirecek yeni 1 sanatçı daha kazandı: Irmak Canevi. Irmak Canevi Ankara'da ki eğitimin ardından İstanbul'a hukuk okumak için geliyor. Uzun süre dünyanın en saygın hukuk bürolarında çalıştıktan sonra keskin 1 değişim yapıyor: Londra Slade of Fine Art, BA Fine Art! Eğitiminin ardından İstanbul'a yerleşen çağdaş sanatçı bi çok projede ve sergide yer almış. Fakat ilk solo sergisi bugün itibariyle ApartmanProjesin'de! Görülmesi gereken bu çalışma 1 enstalasyon. KIRILIM adını taşıyan bu çalışma muhakkak görülmeli... Havanın soğuk olduğuna bakmadan orda hazır bulunmalısınız! Sergi ApartmanProjesi'nin tanıdık mekanında yani Asmalımescit Tünel'de! Şehbender Sok. No: 4/1 22 Ocak - 7 Subat Cars., Pers., Cu., Cmts / 15h-19h
''Hazır Printlenmiş INVOICE'lar''! in GALATA!
Galata çevresinin son zamanlarda ki baş döndürücü dönüşümüne tanıklık ettik dün gece güzel 1 serginin açılışı ile. İPERA 2 Apartmanı serginin mekanı olarak seçilmiş ve çok chic olmuş. Hemen girişte konuklar güler 100le karşılanıyor. İlk karşıma çıkan insan İstanbul Modern'den Bülent Eczacıbaşı. İstanbul Modern'in çağdaş koleksiyonuna da zannedersem 1 kaç parça da gidecekmiş sergiden. Sergi mekanı apartmanın katları olarak tasarlandığından en üst kat kokteyl salonu olmuş müthiş eski İstanbul manzarasıyla birlikte. Sergiden notlarım arasına baktığımda:
..Sunulan küçük tatlar gerçekten mükemmel gözüküyordu ama tatmadım. Çevrede ki insanların kesin ittifak-ı ile catering tek kelimeyle müthiş olmuş. (Cateringi yapan firma ise hiç şaşırtıcı değil tabi ki: LilBitz, Nu Pera. Max'ın yeni mekanı, denemeyenler en kısa zamanda denesinler!)
..Sergide en beğendiğim eserler ''Seramik Tabak Boyamaları'' oldu. En beğendiğim parçanın da satılmış olması benim adıma sevindirici.
..Kalabalık 1 sergi olduğunu söyleyebilirim ancak ışıklandırmanın da yeterli ve iyi olmadığını da ifade etmeliyim. Fakat sergi mekanı apartman dairesi olduğundan duvarlar üzerinde çok fazla oynamanında mümkün olmadığının farkındayım. No worries, bundan dolayı göz ardı ediyorum.
..Sergide güzel dinletiler de duyabiliyordunuz: Viyolonsel ve Keman.
..İçeride Ankara bürokratlarının havası hissediliyordu. Davetliler arasında bir çok bürokrat ve diplomatın olması da gözlemlerim arasında.
..Sergide en ilginç ve dikkat çekici ayrıntı ise ''Hazır Printlenmiş INVOICE'lar''! Ömrü hayatımda bu kadar sergi gezdim bu kadar galerici ile hasb-ı hal eyledim ancak hiç mi hiç hazırlanmış invoice görmemiştim.
..Sergi sahibi genç sanatçı İngiliz asıllı Charles Thomas Stevenson Swan. Yıllardır tanığım bu aşina kişinin de isminin bu kadar uzun olduğuna da kıymetli invoicelar sayesinde öğrenmiş olduğumu da hemen belirteyim.
..Sergi 23.01.2010 Cumartesi gününe kadar gezilebilir: Paintings and ceramics by Charlie Swan, Müeyyetzade Mah. Serdar-ı Ekrem Caddesi No: 12 K: 2 Galata-Istanbul
..Sunulan küçük tatlar gerçekten mükemmel gözüküyordu ama tatmadım. Çevrede ki insanların kesin ittifak-ı ile catering tek kelimeyle müthiş olmuş. (Cateringi yapan firma ise hiç şaşırtıcı değil tabi ki: LilBitz, Nu Pera. Max'ın yeni mekanı, denemeyenler en kısa zamanda denesinler!)
..Sergide en beğendiğim eserler ''Seramik Tabak Boyamaları'' oldu. En beğendiğim parçanın da satılmış olması benim adıma sevindirici.
..Kalabalık 1 sergi olduğunu söyleyebilirim ancak ışıklandırmanın da yeterli ve iyi olmadığını da ifade etmeliyim. Fakat sergi mekanı apartman dairesi olduğundan duvarlar üzerinde çok fazla oynamanında mümkün olmadığının farkındayım. No worries, bundan dolayı göz ardı ediyorum.
..Sergide güzel dinletiler de duyabiliyordunuz: Viyolonsel ve Keman.
..İçeride Ankara bürokratlarının havası hissediliyordu. Davetliler arasında bir çok bürokrat ve diplomatın olması da gözlemlerim arasında.
..Sergide en ilginç ve dikkat çekici ayrıntı ise ''Hazır Printlenmiş INVOICE'lar''! Ömrü hayatımda bu kadar sergi gezdim bu kadar galerici ile hasb-ı hal eyledim ancak hiç mi hiç hazırlanmış invoice görmemiştim.
..Sergi sahibi genç sanatçı İngiliz asıllı Charles Thomas Stevenson Swan. Yıllardır tanığım bu aşina kişinin de isminin bu kadar uzun olduğuna da kıymetli invoicelar sayesinde öğrenmiş olduğumu da hemen belirteyim.
..Sergi 23.01.2010 Cumartesi gününe kadar gezilebilir: Paintings and ceramics by Charlie Swan, Müeyyetzade Mah. Serdar-ı Ekrem Caddesi No: 12 K: 2 Galata-Istanbul
10 Ocak 2010 Pazar
REKLAM kokuyor.com
10.Aralık.2010 / Pazar Milliyet Gazetesi: İlk sayfanın sağ orta köşesi yani önemli 1 köşe, okunur, göze çarpar. Başlık: ''Aşk Ateşi Sokağa Taştı!!!'' Kimmiş aşk yaşayanlar? Galerist'in sabihi Alamancı Murat Pilevneli ile Bilgi Üniversiteli okumuş tahsilli kardeşimiz Tüba Ünsal. Yer her zaman olduğu gibi Asmalımescit, nam-ı diğer Tünel. Dudak dudağa fotoğraf yansımış gazete sayfalarına. Yanlarında ise Autoban'ın sahibesi, Tünel'de ikametgah eden diğer şahs-ı endam: Seyhan Özdemir. Hemen hemen her hafta karşılaştığım bu insanlar ''artık'' gazeteci ordusu dolmuş bu Tünel'de hemde çok popüler 1 mekanın kapısında neden öpüşürler ki? Neden aylardır ve haftalardır ikametgah ettikleri luxe mekanlarında (neresi olduğunu biliyorum ama yazmıyorum, ask for the details plsssss) yapmadılar? Ben şahsen bu işin içinden reklam kokuları duyuyorum. Bilmem sizler ne dersiniz?
8 Ocak 2010 Cuma
......
.-"Neither your truth
nor mine is completly true!
Only if our truths are true for everyone,
then that is the actual truth.
And the reality is that makes
"ONE" "US' and "US''ONE".-
nor mine is completly true!
Only if our truths are true for everyone,
then that is the actual truth.
And the reality is that makes
"ONE" "US' and "US''ONE".-
7 Ocak 2010 Perşembe
Lhasa de Sela!
Hüzünlü 1 ses daha ayrıldı aramızdan genç yaşında... Göğüs kanseriydi, tedavi görüyordu. Newyork'ta doğmuş, devamlı gezmişti. Sınırlar arasında büyüdüğü otobüs, O'nun hayal dünyasına kimbilir neler getirmişti ki bu kadar güzel şarkılar yarattı. ''llegaras manana para el fiinn del mundooo o el aaano nueeeevo.. diyor ki "yarın buraya geleceksin, dünyanın sonu için, belki de yeni yıl için.''
…woman, undress and be still
the arrow is looking for you
and men are, in the end, like bloodletting,
which sometimes heals and sometimes kills
and a man is, in the end, like bloodletting,
which sometimes heals and sometimes kills.
…woman, undress and be still
the arrow is looking for you
and men are, in the end, like bloodletting,
which sometimes heals and sometimes kills
and a man is, in the end, like bloodletting,
which sometimes heals and sometimes kills.
6 Ocak 2010 Çarşamba
So much I gazed --
So much I gazed on beauty,
that my vision is replete with it.
Contours of the body. Red lips. Voluptuous limbs.
Hair as if taken from greek statues;
always beautiful, even when uncombed,
and it falls, slightly, over white foreheads.
Faces of love, as my poetry
wanted them.... in the nights of my youth,
in my nights, secretly, met....
Constantine P. Cavafy (1917)
So much I gazed on beauty,
that my vision is replete with it.
Contours of the body. Red lips. Voluptuous limbs.
Hair as if taken from greek statues;
always beautiful, even when uncombed,
and it falls, slightly, over white foreheads.
Faces of love, as my poetry
wanted them.... in the nights of my youth,
in my nights, secretly, met....
Constantine P. Cavafy (1917)
5 Ocak 2010 Salı
Akbank Sanatta Panel
Bugün İstiklal Caddesi üzerinde ki Akbank Sanat'ta; 41' 29' İstanbul Network Derneği ve Akbank Sanat işbirliğiyle Ayşegül Sönmez'in hazırlayıp sunduğu panel Önder Özengi, Burak Delier, Aslı Sümer ve Vahit Tuna'nın katılımı ile gerçekleşti. Hemen hemen 2 saati bulan panelde son bölüm soru-cevap-düşünceler olarak gerçekleşti. Leyla Alaton, Derya Bigalı gibi isimlerinde izleyici olarak yer aldığı dinleyiciler arasında ünlü çağdaş ressamlardan Kemal Seyhan, Avusturya'dan Canan Dağdelen gibi isimler ile İstanbul'un parlayan koleksiyonerlerinden 1i de vardı. Bu söyleşilerin devamı gelecek ayın 4.ünde...yine Akbank Sanat'ta!
25 Aralık 2009 Cuma
Real 3D : DOKUNMA / DOMUZ GRİBİ / DOKUNMATİK
Geçen günlerde Avatar'ı seyretmek için sinemaya gittik. 3D teknolojisi epey gelişmiş. Ama 3D benim için farklı anlamda: Dokunmayın birbirinize? Neden Domuz Gribi olursunuz diye. Ama Beyoğlu'nun her yerinde son zamanlarda karşımıza çıkan DOKUNMATİK!... Hem insanları dokunmaktan uzak tutmaya çalış hem de devlet eliyle kamusal alanda DOKUNMA alanları oluştur. Bu nasıl iş?
19 Kasım 2009 Perşembe
DİNLİYORUM!
Yer : Yine Galata
Saat: 19h23
30 dk'dır kapının önünde matkap ile delme yapılıyor. Ses gürültü, gürültü ses.
Evde oturma ve dinlenme hakkımız resmen gasp ediliyor. Hava kararmış, herkes evlerinde yorgun ajansları dinleme hakkımız bile elimizden çalınıyor. Bende evden çıkıyorum.
Saat: 19h23
30 dk'dır kapının önünde matkap ile delme yapılıyor. Ses gürültü, gürültü ses.
Evde oturma ve dinlenme hakkımız resmen gasp ediliyor. Hava kararmış, herkes evlerinde yorgun ajansları dinleme hakkımız bile elimizden çalınıyor. Bende evden çıkıyorum.
18 Kasım 2009 Çarşamba
Gördüm / I saw
Saat 14h23, Yer Büyük Hendek Caddesi
Adamın 1i yolun tam ortasına arabasını bırakmış, gitmiş. Trafik iptal. Yolun TAM ortasında araba ve içinde kimseler yok. Gün içerisinde gördüğüm ilk insan hakları ihlali buydu. İnsanların ulaşım hakkı gasp edilmiş ve zaman hakkı çalınıyor.
Yaptırım: Yok.
Ceza: Yok.
Sadece küfür yemek. Afiyet OLSUN.
ENGLISH:
The time, 14h23. The place, Büyük Hendek Caddesi
Some guy has left his car in the middle of the road unattended. Traffic Jam. The car is sitting in the middle of the road with no-one inside. This was the first injustice of the day which I saw. People's right to travel has been taken away from them as well as their time.
Punishment: none.
Fine: none.
Only Insults. Bon appetit.
Yaptırım: Yok.
Ceza: Yok.
Sadece küfür yemek. Afiyet OLSUN.
ENGLISH:
The time, 14h23. The place, Büyük Hendek Caddesi
Some guy has left his car in the middle of the road unattended. Traffic Jam. The car is sitting in the middle of the road with no-one inside. This was the first injustice of the day which I saw. People's right to travel has been taken away from them as well as their time.
Punishment: none.
Fine: none.
Only Insults. Bon appetit.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










